2015-12-05 10:08:35
parayı veren

 

Para verip maça gelen birtakım seyirci kendini taraftar zannetse de aslında onlar sadece seyircidir, dedi Çiko.

Verdiği paranın karşılığını alıyor.

Verdiği paranın hizmet karşılığında takıma tribünden müdahale hakkını da görüyor.

Bu zevatın kimisi sövmeden ama maç boyu tekilden, ağzından tükrük saçarak parasının karşılığını alıyor kendince, kimisi de futbolcuya sövüyor.

Lan oyna biraz.

Hoca takıma müdahale et.

Sana o formayı verenin...

Hiç mi antrenman yapmıyorsunuz...

Hani maçın içinde buna benzer şeyleri düşündüğümüz olmuyor değil. Lakin bu müdahalelerin maç boyunce ve çoğu zaman küfürle devam ettiğini düşünün.

Kupa maçında örneğin, takım 1-0 öndeyken bile geveze kadrosu boş durmuyordu. Gruba katılıp desteğe ortak olacağına, tek başına ya da 3 çapsız kadafadar 1 olup takımı kösteklemeyi taraftarlık zannediyor.

Neredeyse 60 dakika takıma tribünden sataşanlar, hoca takıma müdahale et, diye mürhiş bir taraftarlık örneği sergileyerek şaşkınlık işindeki hocayı bu uyarısıyla kendine getirdi.

Neyse ki biri çıktı, yahu bir hocalık lisansı al da takıma sen müdahale et, diye çıkıştı geveze üçlüsüne filan.

Ne dedik, sövdük mü, diye savundu kendini tribün futbol bilgesi, iyi bir de sövseydin bari, sövmediğin için teşekkürler.

Öteki ben böyle bağırmadan rahat edemiyorum, dedi.

Aslında o seyirci profiline bakınca memleketçe kafayı yediğimize bir kez daha inandım.

Çaresiz bir vatandaş şahsi kurtuluşunu, motoru yakmamayı, kafayı sıyırmamayı o 90 dakikalık patlamalarında arıyor. Yanlış yerde arıyor ama arasın bakalım.

Sonra hem ben para verdim, diyerek ana fikri sunuyor.

Eh, parasını veren adama kim ne diyebilir ki, değil mi? Kralına bile atar yapar.

Yahu bunlar eski ve süren hatta hiç bitmeyen tribün dramları.

Muhtemel ki Kongo'da bile böyle seyirci tipi vardır.

Hay bin kahır deyip yine yazdık işte... 

Yazar: Editor