2009-10-18 11:33:04
pazar yazısı

Geçmişe dair bir iz: "Şeker Portakalı"

 http://ul.gcg.me/files/2009-10/picasso04.jpg

Tahminimce birçok kişinin bu kitabı zorla okutulmaya çalışılmasıyla ilgili bir anısı vardır, ortaokul yıllarına dair.
Ben de o yıllarda inatla ve ısrarla okumayıp, okumuş gibi yapanlardandım.

İyi ki de okumamışım diyorum, o yaşlarda okusam bu denli bir etki bırakır mıydı? Ya da bir şeyi zorla yapmış olmanın verdiği hoşnutsuzluk, kitabın içindekilerin önüne geçer miydi? Açıkçası emin değilim.

Kütüphanenin nadir kullanılan, genelini lise ve üniversite yıllarında edindiğim "gereksiz" kitaplardan oluşan kısmında geçmişe dair o izi bulduğumda da emin değildim, bu kitabı okumak için çok geç kalıp kalmadığımdan. Ama içimdeki isteğe ve meraka karşı koyamadım. Bunda önceden okuduğum bir Vasconcelos eserinin rolü olduğu kesin.

İnsanı ister istemez, çocukluk yıllarına götürüp, derinlerde saklı kalan ismini koyamadığımız o tılsımlı duygulara sevk ediyor. "Acı" bir anda soğuk bir tokatla içimizi ürpertirken, bir çocuğun ne kadar saf bir sevgiye sahip olduğunu görmek insanın içini ısıtıveriyor. "Acı" sözcüğünün daha iyi anlatılabilip anlatılamayacağını da sorguluyor insan.

Ama belki de en önemlisi "sevgi"ye, sevecenliğe, saflığa son derece uzak kaldığımız şu günlerde bunları beş yaşındaki Zézé'yle hatırlayabilmek. Şu "pis" dünyada kirlenebildiğimiz kadar kirlenirken, aslında hepimizin bildiği ama artık bize çok uzakta kalan o tertemiz duygularımıza olan özlem çıkıveriyor karşımıza.

Yazar kitabın başında eserini, hikâyenin kahramanlarına ithaf ederken:

"Kardeşlerim Luis, yani Kral Luis ve ablam Gloria'nın
hüzünlü anısına;
Luis yirmi yaşında yaşamaktan vazgeçti,
        Gloria da
yirmi dört yaşındayken
bu dünyanın
yaşamaya değmediğine
karar verdi
.
Altı yaşıma
sevginin anlamını aşılayan
Manuel Valaderes'e de,
özlem dolu yüreğimi sunuyorum.

-Huzur içinde yatsınlar!"


diyor.
satırlarını okurken de ister istemez, duygulanmanın ötesinde hisler yaşatıyor insana.

Romanını on iki günde yazdığını açıklayan yazar, "Ama onu yirmi yıldan fazla taşıdım, yüreğimde." diyor... Galiba istemesem de bende uzun yıllar yüreğimde taşıyacağım Zézé'nin, daha doğrusu Vasconcelos'un hüzünlü hikâyesini.

 

Mehmet Uysal

Yazar: Editor