Sevinsem mi Üzülsem mi?

- Enteresan bir karşılaşmaydı Karşıyaka maçı.
- Farklı da yenilebilirdik rahat bir galibiyet de alabilirdik.
- Rakip sol koridorumuzu iyi kullanıp ilki bulduktan sonra ikiyi, üçü de bulabilirdi.
- Derken penaltıdan sonra dağılan Karşıyaka’yı skorla da dağıtabilirdik, olmadı.
- Burada en belirleyici etken hakem Bülent Yıldırım’dı.
- Bir kere o penaltımızı vermeyebilirdi ama verdi ve süreçte kötü başlayıp öyle giden maç lehimize döndü.
- Maç öncesi klasik yorumlarımızda Kubilay Karşıyaka on kişi kalacak, demişti.
- Penaltımızdan sonra bu oldu.
- Ama ikinci yarıda hakemin maçı toparlama çabasında Emre’ye ilgisiz bir ikinci sarıdan kırmızıyı göstereceğini o da düşünmedi.
- Bize net olarak dönen maç ki ilk yarı topa hâkim olma üstünlüğü bizdeyken, ikinci yarıda Bülent Yıldırım’ın dengesini kaybetmesiyle önce ortaya geldi, sonra bir ara rakibe döndü.
- Bu arada Tolgahan çok güzel bir top çıkardı ve rakip forvet net bir pozisyonu harcadı.
- Anlaşıldı ki maç 1–1 bitecekti. Son saniyede yakaladığımız net pozisyon da bu “kaderi” değiştiremedi.
- Bence maçın en kötü adamı Bülent Yıldırım’dı.
- Belki de kariyerinin en kötü maçını yönetti.
- Bunun sebebi de zannederim ki FİFA kokartına güvenip bir 1.Lig maçını hafife almasıydı.
- Bizim takımsa bildiğiniz gibi, bu haliyle ilk 6 için oynayacaktır.
- Daha yüksek hedefler bu koşullarda biraz romantikçe olur ve beni de aşar bu manada.
- Ama hala mümkünse orta alana bir takviye her şeyi, kalan 16 maçı değiştirecektir.
- Bu arada Mersin maçına Emresiz girmek bu karşılaşmanın en kötü sonucu oldu.

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























