2011-06-10 08:14:05
seçim mi dediniz?
http://www.antalyatv.com/wp-content/uploads/2009/12/tar%C4%B1m-ve-k%C3%B6y-i%C5%9Fleri-bakanl%C4%B1%C4%9F%C4%B1-k%C3%B6yl%C3%BC-tar%C4%B1m-i%C5%9F%C3%A7isi-hayvanc%C4%B1l%C4%B1k-ziraat-bitki-hasat-aletleri-makinalar%C4%B1-tohum-g%C3%BCbre-zirai-ila%C3%A7-ba%C5%9Fak-bu%C4%9Fday-meyve-manav-hal-organik-resimleri-fotolar%C4%B1-tarla-nadas-%C3%BCr%C3%BCn-29.jpg

“Ulan seçecek mecal mi bıraktın bende!”

Kapıdaki şu seçime istinaden bu yazıda da bir iki alıntı yapsam sözlüklerden, oradan buradan? Başlıyorum o zaman.

Seç(mek); anlam içeriği: ayıklamak, ayırmak, dizilemek, önem kazanmak, yükselmek, saygınlık kazanmak, değerli olmak. Anadolu halk ağzında: yığın(seç), koyun, kuzu ayırma yeri(saçak), ayna(seçence), iyi okunaklı yazı(seçgel), frengi-belsoğukluğu(seçime), ayırma-katma(seçim, katılım) [Türkçe Kökler Sözlüğü/ İsmet Zeki Eyuboğlu / Remzi Kitabevi]

Seç(mek); (1)benzerleri arasından hoşa gideni iyi olanı, üstün bulunanı almak ya da yararlanmak üzere bir yana ayırmak. (2) Birine oy vererek bir göreve getirmek, seçim yapmak. (3)İyi, nitelikli, üstün bularak yeğlemek. (4)Ne olduğunu anlamak, görmek, fark etmek. (5)Genellikle yiyecekler için yemek ya da yememek, ayırmak. [Türkçe Sözlük / Ali Püsküllüoğlu / Doğan Kitap]

Seçim; Osmanlıcada ihtiyar (hani “gayri ihtiyari” denir ya), benzerleri arasından ayırma, Seçme sözcüğüyle anlamdaş olduğu gibi parlamenter sistemdeki oylama dizgesi, Osmanlıcada Hakkı İntihap… [Felsefe Ansiklopedisi / Orhan Hançerlioğlu / Remzi Kitabevi]

Seçim; toplumsal ve ruhsal koşullanma sonucu uyarıcıların kimilerinin seçilerek algılanması ve kimilerininse görmezlik ve duymazlıktan gelinmesi. [ Özer Ozankaya / Toplumbilim Terimleri Sözlüğü / TDK]

Seçim; algılamada uyaranlar alanından kimilerinin seçilip kimilerininse görmezlikten gelinmesidir. [Mithat Enç / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü / TDK]

Bazı reklâm metinlerine göre seçmek diğerlerinden vazgeçmektir.

Seçim; Solon’a göre, halk meclisini yeniden canlandırarak aşağı sınıflara hükümette oy hakkı vermek; devletin baş yetkililerini kısmen oyla, kısmen de kur’ayla seçmek. [İlk Filozoflar / George Thomson / Payel yayınları]

Kızılderililerde seçimler daha çok o liderin veya lider adayının vasıflarına bağlı bir iş; cesaret, bilgelik, dürüstlük, kabilenin çıkarlarını gözetme… (Nereden mi biliyorum? Onca kovboy filmini boşuna mı izledik? Zagor’ları, Teks Willer’leri boş yere mi okuduk…) Örneğin Şavni şefi Tecumseh şöyle bir şey der: “Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.” Muhtemelen bu cümle ona seçim de kazandırmıştır. Ama emsallerine göre namuslu bir kazanmadır bu!

Yalnız, yukarıdaki alıntıların birindeki ifade dikkatimi çekti; seçmek fiiliyle, Anadolu halk ağzında koyun, kuzu ayırma yerini, saçağı ilişkilendiriyor. Ne isabetli bir ilişkilendirme! Gerçi keyfi bir iş değil bu, etimoloji böyle diyor. Neymiş? Koyun, kuzu ayırma yeri. İleri demokrasili şu vekil seçme sistemimize bakınca yasaklı, lider odaklı şu sürece, hakkaten de tam olarak öyle bir anlam sonucu çıkıyor. Vay güzelim “seç(mek)” fiili!

Kimleri nasıl seçtiğimizi bilmeyen yok. Bu yüzden bu kulvarda kelime koşturmaya da pek niyetim yok. Ben bizim mahalleden devam edeyim mevzuya. Şimdi efendim bu meyanda Ustura Kemal’i artık tanımayan kalmamıştır sanırım. Mahalle meşhurlarımızdan… Bir de Rızkı var. Mahallenin manavı, üstelik en şenlikli adamlarından. Yerel Nasrettin Hocalardan, Bekri Mustafa cinsinden, biraz da Namlı Kemal…

Rızkı, mahallenin manavı ya (Laf aramızda biraz pahalı satar. Yahu Rızkı abi, şu tarlalar, bahçeler arasında hangi vicdanla bu kadar pahalı satıyorsun otu hıyarı, diye sızlandığımızda; siz kazık yemeye alışmışsınız, ben ne yapayım, ekin evinizin önünü, diye bırakır lafı yamacımıza.) Ustura Kemal’in de nevaleye ihtiyacı olur haliyle. Domatestir, salatalıktır, yeşil soğandır; rakı masasına ne icap ederse artık. Orada kavun da vardır mevsimi dışında, pahalıdır da. Ustura, iskeleden yanaşır kavuna. Doğrudan gelemez. Nedir, ne değildir, bakar ki ürün pek fahiş fiyatta seyreder. Nedir bu Rızkı Ağa, der? Kavundur Kemal kardeşim! Bilirim o kadarını, fakat fiyatların pek latif.

Lakin usturadır bu, lafı uzatmaya da pek gelmez.

Ta İran’dan gelir, ama lezzet yumağıdır. Seç al Usta.

Ustura Kemal ağzının içinde yuvarlar lafı: Ulan seçecek mecal mi bıraktın bende!

Haddizatında ileri demokrasimizdeki tüm seçimleri tahlil edip özetleyen bir ifadedir Ustura Kemal’in bir kavun üzerinden ettiği laf.

Vaktiyle Abderalılar da (Şöyle bir alıntı yapayım, yeterince aydınlatıcı olur: Kim miydi Abderalılar? Özetle; çok budala insanlardı. Herkesi ilgilendiren konuları uzun uzun tartışırlar ve sonunda seçeneklerin en kötüsüne karar verirlerdi, üstelik her seferinde… İçecek suyu zor buldukları günlerde olimpik bir havuz yapmışlardır örneğin. Dolayısıyla doldurup doya doya yüzememişlerdir.”) bir tür seçim işine girişirler; eşeğin gölgesi de eşeği kiralayanın mıdır, yoksa eşeğin o gölgesi eşeğin kendisinden bağımsız mıdır, ayrı bir kira mı gerektirir? Evet, bir memleket meselesine dönüşen bu ikilemi çözmek için epey uğraşır Abderalılar. (Abderalılar /Roman/ C. M. Wielan)

Bilmiyorum, acaba diyorum en vatandaş ve en masum halimle, ulan bunlar oradan bir eşeğin gölgesi mevzusu mu çekiyorlar bize? Hayt!

Seçmekmiş, seçimmiş…

Yazının başındaki o ilk tanıma döneceğim. Diyor ki “frengi-belsoğukluğu(seçime)”! Seçmek fiilinden türetilmiş. Yani? O zaman, etimolojik tarihle sabittir tecrübe; seçimi iyi yapmazsan “seçime” kapıdadır, belsoğukluğu yani, frengi! Tabi mecazen bu laflar, ama mecazen olmayan bir şey var ki o da bizi Abderalılara dönüştürür olan şu tarz seçimler ve süremleridir.

Yine bir alıntıyla veda ediyorum bu yazıya öyleyse:

Seçim sistemi;

*Temsil organlarıyla devlet hükümranlığını kullanacak organların seçimlerini yapma

ve örgütleme düzeni.

Seçim sistemi devlet tarafından saptanır.

*Kapitalist ülkelerde

sömürücü azınlığın çıkarlarına hizmet eden

ve onların egemenliğini temsil eden organları seçme

ya da bu organlara temsilci olarak seçilme hakkı.

Sınırlı seçim sistemleri emekçilerin politik haklarını kullanmalarını engellemekte

ve seçim sonuçlarının çoğunlukla sömürücülerin,

egemen sınıfların yararına olmasını sağlamaktadır. 

[Politika Sözlüğü / N.S. Aşukin / Sosyal Yayınları]

Yazar: Editor