2015-02-19 17:08:45
sistem ve insan

Her sistem kendi insanını yetiştirir, denir.

Yetiştirilen bu insanlar o yetiştirme alanlarının malzemesinden beslenir. Öğretmen de örenci de asker de polis de savcı da hakim de esnaf da şoför de tiyatrocu da türkücü de şantöz de sporcu da antrenör de siyasetçi de. İti uğursuzu da...

Tam anlamıyla, ne ekersen onu biçersin, diyalektiği var o mümbit topraklarda. 

Yaratılan iklim, malum süre zarfında yaratılan iklim, müktedirin istikbaline bir şekilde hizmet edecek şahısların yetişmesine müsait bir iklim.

Hayır, o sapkın şoförü, o eli bıçaklı esnafı direkt imal etmedi elbette bu sistem; ama onların ve onlar gibilerin yetişebilmesi için gereken tüm koşulları zamanla yarattı, çünkü biliyordu ki varlığı o meşrebin varlığına bağlıdır, bunu düşünmese bile hissediyordu. Eli kitaplı, kalemli, gönyeli, pergelli kitle onun ilgi alanına, onların yaşama alanlarını sınırlı turmakla giriyordu. 

Kazancakis'in Zorba'sı güzeldir, bu yüzden Zorba kelimesini kullanmaktan çekiniyorum muktedirin imal ettiği birtakım "adamları" tarif ederken, ama onların durumunu "zorbalık" olarak özetlemekte bir sakınca görmüyorum.

O zaman bizim "Zorba" başka bir şeydir, bir güzel roman kahramanıdır, ama memleket zorbalığı dehşetengiz bir şeydir. Örneğin muktedirin milletvekili özgür ve bağımsız ve millete ait bir mecliste milletin başka vekillerine zorbalık etme cüretini kendinde bulur. Nedir? Oluşturulan iklim kendisine bu cesareti veriyor, değil mi?

Bu, ezelden beri böyledir. Zaten Attila İlhan da "sokaklarda mızıka çalma çocuk, vurulursun" derken müktedirlerin tüm zamanlarına ve tüm mahsullerine bir gönderme yapmış. Dilerseniz dinleyiniz.

Evet, evine giderken de, boynuna o yeşil fuları takarken de, gece trenlerine binerken de, kar topu oynarken de, ekmek alırken de, bir direnişte hakkını ararken de vurulursun, vurulabilirsin...

Tutunduğu yerde kalabilmek için muktedir; önce- çıkardığı, çıkarmaya çalıştığı yasalarla, bazen keyfiyetle ve işte sonra- bir şekilde var ettiği bir insan formuyla insanların yaşam hakkını alıyor, elinden alır oluyor.

Katledilen insanların anne ve babalarına da toplumu sağduyuya davet etme, çocuklarının mezarına misket bırakma ve ya kartopu koyma düşüyor.

Ne yaman bir çelişkidir bu, değil mi? 

Yazar: Editor