Futbol ve Biz

- Futbolun neden bu kadar çok sevildiğini düşündünüz mü hiç?
- Dünyada milyonlarca insanı aynı ortak duygulara iten şeyi. Neydi bu sihir? Onu bu denli cazip yapan şey?
- Bu soruların aklımıza gelenlerden çok daha fazla cevabı olduğu kesin. Elbette insanı cezbeden bir çok yönü vardır. Başarma arzusu, hırs, zevk, estetik, takım ruhu, sevinç, üzüntü vs... Onlarcasını sıralayabiliriz. Belki çok daha fazlasını.
- Hiç farkında olmasak da ya da bunu futbolun doğası içinde varolan bir kural olarak görsek de şüphesiz futbolun içinde var olduğuna inandığımız ve defalarca tanık olduğumuz güçlü-güçsüz dengesidir.
- Dengeden ziyade dengesizliktir aslında bu.
- Beklenmedik sonuçlara gebe olmasıdır. İki takım arasında güç farkı yaratacak tüm faktörlerin bir düdükle saha dışında kalmasıdır.
- Çünkü futbolun tanrıları sadece "sahada" iyi olandan yanadır.
- Çünkü çok köklü, çok başarılı, çok güzel tesislere, stadyuma sahip, binlerce taraftarı olan, maddi açıdan çok rahat, başarılı futbolculardan kurulu bir takımın; tüm bu koşullardan yoksun bir takıma yenilmesi aslında bu kutsal oyunun içinde çok da şaşırılacak birşey değildir.
- Yaşadığımız dünyada maddiyat tüm koşullarda birçok değerden üstün ve çoğu zaman başarının ölçüsüyken, ezilen çoğu zaman ezilen olarak kalmaya mahkumken ve güçlü güçsüzü her mecrada yenerken, futbolda her an güçsüzün hançeri o en güçlünün kalbine saplanabilir. Ezilenin bir anlamda çıkış kapısıdır, umududur futbol! Çünkü gerçeklerle yüzleşince bulamadığımız o keskin adalet duygusu futbolun temelindedir.
- Ve çoğu insanın o güne kadar adını dahi duymadığı bir Afrika ülkesinin, son dünya şampiyonuna sahayı dar edip, yenmesi kadar anlamlıdır futbol!
- Örnekleri çoktur bunun, bir avuç inanmış insanın tüm zorluklara ya da imkansızlara karşın başarıya ulaştıkları.
- Ve futbolun tanrıları, umutsuzluğun ne demek olduğunu ve dökülen gözyaşlarının ne derece anlamlı olabileceğini çok iyi bilen, belki de bir futbol kulübünün yaşayabileceği en kötü günleri yaşamış ama kadere boyun eğmeyip ona kafa tutan bir topluluğun umulmadık bir şekilde zafere koşuş öyküsünü bize izlettiriyorlar galiba...
- Hoş, o yolun sonu zafer olmasa ne yazar...
- O da başka bir hikaye olur. Bu bile bir başkaldırıdır!
Mehmet Uysal

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























