2011-01-30 16:30:32
sonuçlar üzerine

Rakipler ve Rakip

Dün, şampiyonluğun en büyük adaylarından biri olan Rizespor Karşıyaka deplasmanından puansız döndü. Üstelik bu Rize, dehşet bir ara transfer dönemi geçirmiş. Semavi, Mehmet Yozgatlı, yahu Sertan Vardar gibi daha müthiş bir ismi almış. Sonuç? Şimdilik sonuç yok? Uzun vadede belki… Çaykur R. Hala şampiyonluk adayı. Ama bence artık en büyük aday değil. İyi isimleri üst üste yığmak iyi işler olacağı anlamına gelmez. Nedir? Takımda herkes kelle, ulan kim sahada koşturacak, herkes fena profesyonel, kim nasıl uzlaşacak, takım ruhu denen şey ne olacak nasıl olacak? Bu sorular Çaykur için değil, böyle transferler yapan her takım için geçerli. Bakın, Erciyes evinde Güngören’den 2 yedi. Erciyes de iyi transferler yaptı. Ama…

[Bu arada çok iyi transfer yapan şehirlere de dikkat yani: Kayseri ve Rize. Gel de kahırlanma, gel de isyan etme, gel de… durdum… üç nokta…]

Devam edelim, Denizlispor düşüşe devam etmekte, çok yakında ilk altı dışına çıkacak. Mersin de iyi transfer yaptıydı, ancak iki beraberlik aldı. Bizim maçı zaten biliyorsunuz, elimizden zar zor kurtuldular. Lig sonunda kimlerle karşı karşıya geliriz sorusuna iki takımı öne çıkararak cevap veririm. Diğerlerini, (GBB’yi, Erciyes’i, Ordu’yu filan) göreceğiz. O iki takım için Bolu ve Samsun, derim. Boluspor’u hocasıyla bir adım öne çıkarırım, Samsun’u ise yakaladığı hava ve ısrarı ile avantajlı görürüm. 8 hafta içinde de safların netleşeceğini herkes gibi ben de iddia ederim.

Gelelim yine canımızın içi Adanaspor’umuza...

Nedir?

Adanaspor bir kaleci aldı. Onu da göstermelik aldı. Yalandan, malum sebepten... Bir de İsmail’i aldı. Bu hafta muhtemelen göreceğiz nasıl olduğunu. Ama iyi çıkacağını düşünüyorum. Emre döndü. Bu çok iyi... Bir de Frederic var gündemde. Adı güzel adamın: ))

Daha önce de yazdık, bu kadarına bile lüzum yoktu. Bir kaleciyi gönderip gerçekten başka bir kaleci alsaydık, Emre zaten bizde… Yeter de artardı bile.

Tamam, öyle deli kaşar futbolculara gerek yok, ama yetenekleri kanıtlanmış genç isimleri de takımdan uzaklaştırmaya, uzaklaştırır olmaya da hiç mi hiç gerek yok… Gerek yoktu yani…

Sonuç?

Bir yanıyla iyi bir iş yaptık, takıma “isimleri” yığmamakla. Ne yazıktır, bir yandan da yazmaktan-okumaktan usandığımız (sebebi taraftarda meçhul) vakalara da şahit olduk.

Yazar: Editor