
Bir Gezginin Ölümü
Miro bir portakal çiçeğinden doğar
Bu yüzden biraz turuncudur elleri
Gülünce portakal çiçeği kokar
Ceviz ağacına bakar Miro, çünkü
Gölgesinde yaralı sincaplar yatar
Bir karayılan rüyasında Miro’ya bakar
Bazen Miro uyumaktan korkar
Denizkızlarına âşık olur Miro / Denizi hiç bilmez
Dalgalar rakı kokar, dersem inanır Miro
Efkârlanır, oturur benimle bir sigara yakar
Ağaçlarda evler yapar Miro
Serçeler, sığırcıklar, güvercinler,
Ama en çok kargalar konar sundurmanın zeytin dallarına
En çok da kargaları sever Miro
Kargalar, kafasına uzun yolculuklar sokar
Uyuyunca bir gece Miro / Yıldızsız, karanlık, soğuk…
Portakal ağaçları ona
-bilirler hayatı zorludur,
dertlidir, uzundur işte gece-
Yapraklarından yorgan yapar
Bir iskambil kâğıdında Maça Beyi olur Miro
Sinek Kızı ona sevdalı sevdalı bakar
Ama bilir Miro aşk
Bir yalnızlıktır, aşk kavuşamamak,
Aşk ölüm oyununda köşe bucak kaçmak
Hem zanneder ki / Denize ulaştığı yerde Miro
Bir denizkızı ona yine öyle bakacak
Kuru nehir yataklarında, karlı tepelerde, sararmış bayırlarda,
Kedili sokaklarda, taş caddelerde, belki kalabalıklarda
Yürümeyi sever
Hep zanneder Miro, zanneder ki
Bir portakal çiçeği kokusudur hayat ve hep öyle kokacak
Evvel zaman içinde Kara Yılan asma’ya dolanarak çıkar
Korkar Yaralı Sincap, Ceviz Ağacı onu saklar
Bir denizkızı kendi rüyasında âşık olur Miro’ya
Ama/ ölüverir Miro bir akşam
Sinek Kızı çok ağlar
Ne çok gezecektik, der kederlenir, hiddetlenir kargalar
Ne hazindir, ne kısadır, ne güzeldir hayat
Gece, gelir Miro’yu sarar,
Görünmez olur Ceviz Ağacı, Portakal Çiçeği, Zeytin Dalları
Ben efkârlı bir sigara daha yakarım
Dalgalar hala rakı kokar…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























