2019-01-21 20:01:08
şükrü amcanın vedası

Şükrü Erbaş da Sabah gazetesine çözülmüş.

Biri ne kadar şair eskisine dönüşüp iddia ettiği o devrimci gelenekten uzak ve basit klişelerle konuşur?

İşte aşağıdaki kadar.

Alıntıya parantez içinde temas edeceğiz, şairin veciz laflarını vurgulayıp. Bir paragrafta 18 klişe çok şairane olmuş gerçi.

“Bu yıkıcı yalnızlığı(1) kırmak için birbirimizi tanımamız(2) gerekir. Bütün önyargılarımızı, korkularımızı, hırslarımızı bir kenara bırakıp saygı içinde iletişim(3) kurmanın zamanı. Ben sol düşünceye sahip, devrimci bir gelenekten gelen bir edebiyatçıyım. Son yıllarda muhafazakâr diyeceğimiz(4) geniş bir okur kitlem oluştu. Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla(5). Sanırım herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki(6) bu. Bizim hayata ilişkin ortak yaralarımız(7) var. Benimle birlikte onlar da şiirle soluk alıyorlar(8). Dünya görüşümüz ne kadar farklı olursa olsun edebiyatın paydasında buluşuyoruz(9). Bu nokta çok kıymetli(10). Bir toplumun ortak acılarda veya birlikte yaşama hayalinde buluşması(11) önemli. Birbirimizin hayatına, düşüncelerine saygı duyarak ortak bir yaşam tasavvurunda, gelecek düşüncesinde buluşmak çok kolay(12) aslında. Sadece biraz emek ve saygı(13). Sadece biraz kendini sevmek(14) yetecek. Dünya bir hafıza kaybını yaşıyor nicedir(15). Toplumlar, insanlar kendi kimliğini, kültürünü, geçmişini, varlığını unuttu(16). Bu hafıza kaybından bir an önce kurtulmazsak, biyolojik ihtiyaçlara indirgenmiş birer yaratığa dönüşeceğiz(17). Bu, insanın çürümesidir(18).”

1.Bu yıkıcı yalnızlık? Ne demek istiyorsunuz? Çok mu yıkıcı yalnızsınız? Kendi adınıza mı konuşuyorsunuz, içinden çıktığınız gelenek adına mı? Hem bu yalnızlık neden yıkıcı? Şiir mi yazıyorsunuz, mülakat mı veriyorsunuz? Şiir yazsanız bile o yıkıcı kelimesi yalnızlığı zannettiğiniz kadar vurgulu tarif etmez sadece zannettiğimiz kadar sıkı bir şair olmadığınızı veya ergen bir şaire dönüştüğünüzü gösterir.

2.Birbirimizi tanımak ne? Herkes herkesi gayet iyi tanıyor. Hangi yolu inceltiyorsunuz ki?

3.Saygı içinde iletişim derken neyi ve kimi kastediyorsunuz? Önyargı, korku ve hırs derken bu kelimelerin muhatabını net olarak belirtseydiniz mesajınızı daha sağlıklı alırdık. Sol düşünceye ve devrimci bir geleneğe hakikaten sahip başka biri bu kelimeleri muhatap alır mı? Üstelik sol düşünceye sahip, devrimci bir gelenekten gelen bir edebiyatçı ve aslında sıradan bir şair olarak bu durumun ekmeğini çokça yediğinizi düşünüyor musunuz? İtiraf bekleriz.

4.O okur kitlesini nasıl tespit ettiniz, kim saptadı bunu? İmza günleri mi?  Muktedir limanına yanaşma niyetinde olduğunuzu delikanlıca söyleyin bre! İtiraf etmekten korkmayınız lütfen. Yavuz Bingöl kadar cesur olabilirsiniz en azından.

5.Olağanüstü saygılı, sevgili bir güzellik yaşıyoruz onlarla, cümlesinde hem bir yaltaklanma hem de bir uzaklığı tarif yok mu? Onlar! Bu bir kibir değil mi, bir mesafe, biraz pus, azıcık sis. Nerede kaldı saygı ve sevgi amca?

6.Herkese örnek olması gereken, büyülü bir ilişki! Kim örnek alacak bunu? Büyüsü nerede? Bir illüzyon olmasın şu dediğiniz? Kendinizi kandırdınız, bizi de mi kandırmak istiyorsunuz?

7.Ortak yaralar mı? Bu “yara” kelimesi çok şey olmadı mı, acemi bir şair işi? Ne bu abi, Yeşilçam senaryosu mu yazıyorsunuz? Hülya Koçyiğit nerede peki?

8.Şiirle soluk almak ha! Yapmayın üstadım ya! Soluk almak ne, hem de şiirle? Ne bu şairane işler? Niye bu zorlama laflar? Böyle yaylanarak girmek viraja, dalkavuk yapar adamı o muktedir kadraja.

9.Edebiyatın paydasında buluşmak yetmez galiba, devrimci gelenekten gelen bir şair olarak bunu bizden daha iyi biliyorsunuzdur muhtemelen. Evet, edebiyatın paydasında buluşma romantikliği çok hoş hakikaten.

10.Çok kıymetliBir şiir yazdım, dedim çok kıymetli.

11.Bir toplumun ortak acılarda veya birlikte yaşama hayalinde buluşması isimfiil öbeğinin mesajını geçtim, eyvallah ama böyle bir ifadenin kendisi bile standart bir samimiyetten yoksun. Ah! Şairlik ölmüş, şairanelik hüküm sürüyor orada. Şairaneleri niçin öldürmeliyiz Şükrü Abi?

12.Ortak Yaşam, Tasavvur, Saygı, Gelecek! “Birbirimizin hayatına, düşüncelerine saygı duyarak ortak bir yaşam tasavvurunda, gelecek düşüncesinde buluşmak çok kolay…” Kolaydır. Siz unutmuş olabilirsiniz, hatırlatalım, hiçbir solcunun muhatabı değil bu sahte davet. Lafı muhatabına direkt söyleyin. Böyle liberal saflıklarla muhatap etmeyin.

13.Emek ve saygı. Sevgi emek ister, dedi Cengiz Aytmatov ki bu da yazarın galiba en klişe ve en manasız roman cümlesi.

14.Kendini sevmek yetecek önermesini bu paragrafta anlamadığımı itiraf edeceğim şahsen. Sen kendini sev yeter üstat.

15. Dünya bir hafıza kaybını yaşıyor nicedir. Nicedir mi? “Nice” dedi! Kendilerine bir şeyler atfettiğimiz nice şair yazar şarkıcı filan takımı, nicedir anlaşılmaz işler peşinde. Nicedir ses yok Bülent Ortaçgilden, ne yapıyor acaba? Dünya bir hafıza kaybı yaşıyor… Of ki ne of! Bu tür cümleler kuran biri Türk şiirinin klas isimlerinde biri güya. Şeytan diyor ki yatır masaya tüm şiirlerini muhteremin, et deşifre onu ama zamanım yok nicedir, dedi Marlon!

16. Kendi kimliğini, kültürünü, geçmişini, varlığını unuttu derken kim unuttu, bir şey unutmadık, fil hafızasıyla yaşıyoruz bre! Ne yani, bizi bu Neoosmanlı fikriyatına(!) mı davet ediyorsunuz? İstemem, eksik olsun dedi Cyrano.

17.Ama yaratığa dönüşme lafınızı tuttum, bu iyi denk geldi muhterem. Nicedir yaratığa dönüşmüş gizli  liberal ihtiyarlarla muhatabız yahu!

18. İnsanın çürümesi sözü üzerine diyecek tek lafım kalmadı zira hakikaten bun kadar boş ve adeta sipariş cümleler, basmakalıp sözler yüzünden tahammülüm çürüdü.

Yolunuz açık olsun.

Ama bir de Zati var ki bu Zati enteresandır. Bakınız, şairliği tamamen bir geçim kaynağı haline getirmiştir, tabi şairliği elbette tartışılır ama şair olarak çıktığı yolda tekerleğini döndürebilmiştir.

Ustamız Balıkesirde çizmecilik yaparken şiire heveslenir ve İstanbula gidip bu yola baş koyar, dönemin gözde şairlerinden olur. Geçimini sağlamak için aşağı rütbelerden müderris ve kadılara bile kasideler düzer, kasidelerin fiyatı 1 altına yani 60 akçaya kadar düşer. Öyle ki yek, dü diye sayarken kasideleri 400ü, gazelleri 1700ü görür.

Özetlersek efendime söyleyeyim; “Zati yeni tipte bir şair olup sanatını açıkça satılık bir meta haline getirmiş bir şairdi ve şiir kitabı yazıp satan ve bunlarla geçinmeye çalışan” modern şair yazar, sanatçı, tiyatrocu, sinemacı, manken, dublajcı, gazeteci, sunucu, karikatürcü tipinin en eski temsilcisidir.

Cahit Uzungece

Yazar: Editor