2015-01-18 22:02:56
taraftar yazıyor / çağrı erorhan

BEN ADANASPOR’U BÖYLE SEVDİM

Sokakta top oynayan son neslin “Ben Mbilla’yım”, “Ben Tiago’yum” diyerek oynadığını gördüğümde daha çok sevdim.

Babasının omzunda stada giren her bir çocuğun yüzündeki umutta sevdim.

Devrim kızıllığında bir güne uyandığım 27 Mayıs sabahında, 20 bin Adanasporluyla Ankara’ya gittiğimde sevdim.

Mahşer kızıllığında biten bir 27 Mayıs akşamında, hiç tanımadığım insanlara; teyzelere, amcalara, çocuklara, yaşıtlarıma sarılarak ağladığımda sevdim.

Cefakâr şehrimin her bir sokağında, güzel günleri fısıldayan, hayalet bir süvari gibi sallanan turuncu beyaz bayrakları gururla izlediğimde sevdim.

Soma’da “öldürülen” madencilerimiz için yaptığımız pankartı Taş Köprü’de açtığımızda, çöp toplayan bir abim “gözlerinin karası, oldu yürek yarası” diye şarkıyı mırıldanarak yanımdan geçtiğinde sevdim.

Koca bir maratonu kaplayan pankartı çizmek için 3 gün 3 gece sabahladığım dostlarımın emeğiyle, teriyle sevdim.

Ben Adanaspor’u; turuncusuyla, beyazıyla, alnının akıyla sevdim

Alnımızdan akan her bir damla ter

Gözlerimizden akan her bir damla yaş

Sadece ve sadece

Çıkarsızca

Saf ve temiz duygularla

Adanaspor yaşasın, var olsun diyeydi.

Ben 22 senelik ömrümün yarısını Adanaspor’a verdim

Ancak “hiç yokmuşuz gibi” suratımıza atılan “iyi niyet protokolünü” kabullenmek için sevmedim.

Aksine;

O kâğıt parçasını,

O kâğıdı imzalayanların vicdanını yırtarcasına delmesi için…

Bunun için sevdim.

Bundan sonra,

Ya Basta!

 

Çağrı Erorhan

Yazar: Editor