KİRLİ SEÇİM BAYRAKLARI VE FİKRİ SÖNMEZ

“1979’da Fatsa’da, dünyanın her yerinden üniversitelere tez konusu olmuş bir belediyecilik anlayışı yaratan Terzi Fikri, Seçimlerde bir tek afiş, bir tek bayrak kullanmamıştı biliyor musunuz? Sayın Nazlı Ilıcak; zamanında, Terzi’den belediye başkanı mı olur diye yazılar yazan siz, iyi hatırlarsınız o günleri…”
O hayli eğlenceli tanıma, belediyenin ne olduğuna dair bir şeyler araştırırken Ekşi Sözlük’te Fandango rumuzuyla yazan bir dostumun karaladıklarında rastladım. Ne demiş: “Belediye, yolsuzluklarıyla ünlü devlet kurumlarından biri. Sonu ‘ye’ olunca yolsuzluk kaçınılmaz oluyor tabii. Sonuç itibariyle burası TürkiYE.” Yemekteyiz’in bunca sevilmesinin nedeni de bu yiyişler olmasın sakın?
Dolan, beni mi takip ediyor yoksa her yerde mi var bilmiyorum ama bir dönem Beylikdüzü’nde otururken tanık olmuştum. Anlı şanlı medyamız yazmaktan geri dursa da Kavaklı, Büyükçekmece ve Gürpınar’daki belediye yolsuzlukları unutulur türden değildi. Ama bir dolu büyük yolsuzluğun yanında, belediyedeki ufak tefeklerin ne önemi var?
Haliyle komik. Komik de kandırılan, dolandırılan bizler, artık bunları kanıksamışsak komik. En yasal yollardan ev sahibi olan birini hırsızlayarak bir tapuya satın alınan oy, sahibine başka türlü bir hırsızlıkla geri dönüyor.
Oturduğum ev bir otobüs hattının gidiş yönüne göre ikinci durağının yakınında. İlk duraksa az ileride başlayan yokuşun sonunda. Sitemiz sakinleri kar yağdığı zaman, mecburen ikinci durağı da geçip daha aşağı, şimdilerde tüm partilerin o anlamsız üçgen bayraklarının dalgalandığı üçüncü durağa doğru yürümek zorundadır. Kazara birinci ya da ikinci durağa gidip de şoför ağbilerin deyimine göre mal gibi bekleyenler otobüse binemez. Çünkü oralar geceden belediye tarafından tuzlanmamıştır, otobüs giremez. Çünkü büyükşehir belediyesi başka partidendir, bizim ora başka partiden. Biz hainler de varsın yürüyelimdir canım karda kışta, kimin umurundadır.
Nedir belediye? Haftaya seçeceğimiz şeyin, seçecek olanlar için tabii, ne olacağını bilmek hakkımız. Bilmeden seçecek olan da vardır, burası Türkiye.
Arapça ülke anlamına gelen ‘belde’den türemiştir kendileri. Balad, baladi; kente ait olan demek yani. İlk kez Ortaçağ’da, Avrupa’da ortaya çıkmıştır. Derebeylerinin baskılarına karşı haklarını korumak isteyen halk (esnaf, zanaatkâr ve tüccarlar), kurdukları loncalar aracılığıyla kentlerinin özgürlüklerini senyörlerden satın alır. Ortaya çıkan özgür kentlerin yönetim sorununu çözebilmek için de belediyeler oluşturulur. Oluşturulan belediyelerde çalışacak görevliler de halkın oylarıyla oraya getirilir.
Demek ki belediye, bağımsız olması beklenen bir yerel yönetimdir. CHP’den, Hak ya da Ak Parti’den veya başka bir “beşbenzemez” partiden olması, bu durumda çok da bir şey değiştirmemelidir. Sonuçta kaldırımı değiştirecek, imar planlarını yapacak, şehri temiz ve derli toplu tutacak kişilerin hangi partiden olduğu ne kadar önemlidir?
Demek ki önemli diye düşünüyor insan. Yoksa bunca estetik düşmanı pis afişin; kiralık minibüslere takılmış patlak hoparlörlerin; bir şey anlatmaya mecali olmayan sloganların; derme çatma yerlere konuşlanmış büroların; mahalleliyle, esnafla, halktan kimselerle bütün gün gelip konuşan bıyıklı, şişman, suratsız bir dolu adayın ne anlamı olmalı?
Bizim bakkal, siteye ziyarete gelen adaya, evime çatı katı çıkmama izin verirseniz oyumu size vereceğim demiş. Aday da söz vermiş, tamam demiş. Bunu bunca kolay isteyebilmeyi geçtim; buna dair söz verebilecek duruma gelmiş insan, nasıl bir bunalım içindedir, düşünsenize.
32 yaşındayım, bugüne dek herhangi bir belediyeden yeterince hizmet gördüğümü düşünmüyorum. Bir kere eski mahalleme 23 Nisan’da, oranın ismi lazım değil belediye başkanı gelmişti, bir otobüsün tepesindeydi ve “sizin çocuklarınız dünyanın en güzel çocukları” diye bağırıyordu. Oradan taşındığımda da başka bir belediyenin sınırlarına geçtiğim yeni evime mektup gelmişti; hoşça kalın kabilinden. Hepi topu bu kadar işte!
Fatsa’da, 1979’da, dünyanın her yerinden birçok üniversitenin kamu yönetimi bölümlerine tez konusu olmuş bir belediyecilik anlayışı yaratan Terzi Fikri, seçim kampanyasında bir tek afiş, bir tek bayrak kullanmamıştır biliyor musunuz? Sayın Nazlı Ilıcak; zamanında, Terzi’den belediye başkanı mı olur diye yazılar yazan siz, iyi hatırlarsınız o günleri. Keşke diğerlerine de azıcık örnek olabilseydi o süreç.
Herkese iyi seçimler; beni dün gelen bahar ve sonunda yazmaya başladığım roman daha çok ilgilendiriyor artık...
Onur Caymaz

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























