Tribün terimlerinin (veya deyimlerinin) sonuncusunu (15.) da yayımlayalım ve bu defteri de kapatalım. Baştan beri herhangi bir takımı veya taraftarı, grubu temel almadan yazmıştık. Genel ve olabildiğince öznel izlenimlerle baktık konuya. Sonuncusu da böyle bir şey... Şimdiye kadarki deyim tanımlama çalışmalarımızda bir tebessüm olduysa ne mutlu bize, arızalarımız ve sürçü lisanlar affola: ))
“Yönetim Uyuma/Taraftara Sahip Çık”
Bu haykırışın türlü halleri olabilir birbirinden farklı zamanlarda ve koşullarda. Gezinelim bakalım bu sonucun olası nedenleri arasında: (ama galiba bunu çoğu zaman biraz nazlı, biraz şımarık belki zora gelemeyen kimi taraftarlar - taraftar grupları ünler, garip bir biçimde, olur olmaz şeyleri yönetimden bekleyerek...)
Maça giremiyoruz, yönetim uyuma Bilet yok, taraftara sahip çık
Bilet bul, yönetim uyuma
Bilet ver, taraftara sahip çık
Yerimizi beğenmedik, yönetim uyuma
Karnımız aç, taraftara sahip çık
Rahat sövemiyoruz, yönetim uyuma
Bak kızıyoruz ama, taraftara sahip çık
Biber gazı isteriz, yönetim uyuma
Cop da olur, taraftara sahip çık
Dünya benim etrafımda döner, yönetim uyuma
Ben yoksam takım da yok, taraftara sahip çık
Bak bağırmam ama, yönetim uyuma
Hiç desteklemem, taraftara sahip çık
Islıklarım ha, yönetim uyuma
Turnikeler dar
Güneş tepemize geçti, şapka isterim, güneş gözlüğü isterim
Su yok su
Yağmura yakalandık,
Yönetim uyuma taraftara sahip çık
Dayak yiyoruz be, Vay anam,
Yönetim uyuma taraftara sahip çık
Bunu çoğu zaman biraz nazlı, biraz şımarık belki zora gelemeyen kimi taraftar grupları dile getirir, demiştim girişte.
Bir de canı fena halde yanmıştır taraftarın, polisin şiddeti hakikaten zorlamıştır ve onun artık (devletin kolluk güçleri karşısında) sığınacak başka limanı kalmamıştır.
Ama bu noktada yap bir şey yönetim, ezdirme, taraftara sahip çık.

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























