
Şeker deplasmanı. Grup yerini almış tezahürat birazdan resmen başlayacak. Elemanlara uyarılar:
- Beyler küfür yok, tezahüratımızı yapıp gideceğiz. Sadece takımımızı destekleyeceğiz. Tamam mı? Tamam!
Her şey maç boyunca, konuşulduğu üzere seyreder. Ve maç biter, yenilmişiz, deli bir soğuk cabası, üşüyoruz, canımız sıkkın, moral eksiye düşmüş donmuş.
Bu arada bizim eski topçulardan Evren, ufaktan tahrik ediyor. Uyarılar yapan arkadaş, iri sesiyle bağırır:
— Evren… Senin… (Biz kulaklarımızı tıkıyoruz :))
Yanındaki hatırlatır:
— Abi, hani küfür yoktu!
Alçak sesle cevaplar bizimki:
— Oğlum, yekten olur…
___________
Ne güzeldir tribün... Eğlence, şamata, hır gür yekten de olur topluca da olur. İyi de olur, şenlikli olur... Ama işte iş 'saha kapattırmaya' varacaksa o zaman da fena olur.
(Bakalım ne zaman (5. veya 6. hafta! of, amma zaman...) takımı Adana'da izleyeceğiz. Özledik yahu...)
___________

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.

























