2021-02-08 15:34:10
tükenmek ve tüketmek üzerine

YÜREĞİNİ, ÖZEĞİNİ BOŞ YERE TÜKETMEK         

Sonucuna etki edemeyeceğin bir durum hakkında konuşmanın ve çaba göstermenin gereksizliği hakkında ne de güzel söylemiş eskiler: “Yüreğini, özeğini boş yere tüketmek” 

Keçiörengücü maçının ardından teknik direktör Emrah Bayraktarı dinledikten sonra aklıma ilk gelen şey bu oldu ve dedim ki kendi kendime:

“2020-2021 sezonu bitmiştir bizim için… Geçen yılki düşme kabusunun ardından düzeleceğini sandığımız, çok şeyler beklediğimiz dağ, yine fare doğurmuştur. Peki, şaşırdık mı? Elbette, hayır. Kısa bir özet yaparak ve yapılan yanlışları söyleyerek -kendi adıma- bu sezonun son yazısını yazmanın zamanı gelmiştir ve hatta geçmiştir bile.” 

Peki, ne dedi Emrah Bayraktar?

“Kendimizi en kısa sürede güvenli bölgeye atıp gençlerimize şans vereceğiz.” dedi.

Sözün Türkçesi şu ki:

“Bu yıl bizden ne köy olur ne de kasaba, düşmeyelim yeter!”

Öyleyse durumumuzu farklı açılardan inceleyelim.

TEKNİK-TAKTİK- KADRO

Kâbus gibi bir yılın ardından küme düşmüştük ve salgın nedeniyle ligde kalmıştık. Başkanımız TRT ekranlarında diyordu ki:

“Ders aldık, daha karakterli futbolcular alacağız.”

Beklenen oldu mu derseniz,

“Elbette hayır” derim gülerek.

Önce sportif direktör ile anlaşıldı ve sportif direktörün kariyerinde ilk duraktı Adanaspor

Eski bir oyuncumuz olması nedeniyle “Hoş geldin Kaptan, umut sende Kaptan, sana güveniyoruz Kaptan” nidaları ile göreve başlayan sportif direktörümüz taraftara mavi boncuk dağıtan tweetler atıyordu.

Sonuç mu?

Lig başladığında ilk on birdeki oyuncuların yedisi küme düşmüş takımın oyuncularıydı.

Takımın başında ligin başlamasına bir hafta kala anlaşılmış Fatih Akyel vardı ve Fatih Akyelin lisansı yoktu. Lisans sorunu var denerek Fatih Hoca ile yolları ayıran yönetim, yine lisansı olmayan Yunus Murat Ceylan ile anlaştı.

Yunus Hoca locada, lisansı olan basın toplantısında, sportif direktör kenarda olunca otorite boşluğu futbolcularda gevşeme yarattı, yetenek olarak sınırlı futbolcular topluluğu bir de otorite boşluğu bulunca Adanaspor, rakipler için antrenman maçı yapılan takım kimliğine döndü.

Taraftarın isyanına kulaklarını tıkayan yönetim anlayışına ayak uyduran Sportif direktör kenarda olanları çaresizce izlerken gözümüz devre arası transferlerine çevrildi.

Artık tek umut oradaydı. Ve ne olduysa oldu, Yunus Murat Hoca ile yollar ayrıldı. Küme düştüğümüz yıl kısa bire süre sportif direktörümüz olan Emrah Bayraktar ile anlaşıldı.

Taraftar biraz olsun umutlandı niye mi?

Emrah Hoca Adanalıydı ve ailecek Adanasporluydu.

Adanaspor için. “Bir kulüpten daha fazlası” diyordu hep.

Gelir gelmez Adanaspor taraftarına söz verdi: “Yenilse bile savaşan bir Adanaspor yaratacağız.”

U19 takımı ile oynayan Eskişehirspora atılan beş gol herkesi sevindirirken U19 takımına verilen pozisyonlar ve o takımdan yenen iki gol takımın fotoğrafının fazlasıyla veriyordu aslında.

Ve Keçiören maçından sonra Emrah Hoca:

“Ter akıtan, savaşan futbolcularımı kutluyorum.” derken ya aklımızla dalga geçiyordu ya da görmek istediğini görüyordu.

Çünkü ortada savaşan bir takım falan yoktu, bunu herkes gördü, tüm ülke naklen izledi.

*Devamı bir sonraki yazıda. 

Fatin Murat SEFERBEYOĞLU

Yazar: Editor