2009-04-10 23:33:41
u. pişmanlık

Tarsuslu Deli Duran ve…

Dilekçenin Böylesi

http://img242.imageshack.us/img242/6205/foto59sl0jlpk1.jpg

Yıl 1991. Yani, birinci Körfez savaşı dönemi. Amerika uçakları Irak’a sortiler yaparak bomba yağdırıyor. Irak’a füzeler yağdırıyor. CNN’in canlı olarak verdiği savaş görüntüleri, Türkiye’deki özel televizyonlar aracılığıyla kamuoyuna yansıyordu. O zaman, “Üç koyup, beş alırız” diye Türkiye’yi de bu savaşın bir parçası haline getirme hesapları yapmakta olan Turgut Özal, başbakanlığı Yıldırım Akbulut gibi sağlam ellere teslim etmiş, kendini Cumhurbaşkanı seçtirmişti. Süleyman Demirel’in ise siyasi yasakları kalmış, orda burada görünerek ve konuşarak siyasette başbakanlığa hazırlanıyordu. İşte o günlerde, televizyonda haberleri izlerken, Demirel, “Adriyatik denizinden, Çin Seddi’ne kadar olan topraklar bizimdir. Buralarda Türkiye’nin hakları ve çıkarları vardır.” diye bir açıklama yaptığında, aklıma ilk bizim Deli Duran düştü.

Deli Duran, Tarsus’un delilerinden birisidir. Üzerinde üniformayı andıran, eski ve kirli bir bekçi ceketi, altında şalvarı, ayağında lastik ayakkabıları ile başında da kırmızı neftli bir bekçi şapkasıyla orada burada dolaşırdı Deli Duran. Birçok deli gibi o da kırmızı rengi çok severdi. Kırmızıya karşı sevgisini ve ilgisini kendi çocukluk yıllarımdan biliyorum. O da, diğer deliler gibi, bazen çöplerden bazen esnafın verdikleri ile yaşamını sürdürürdü. Deli Duran kentin çarşı pazarını dolaşır durur sabah akşam. Esnaflar kimi zaman Deli Duran’a, laf atarak onu kızdırırlardı. Çocuklar takılırdı peşine.

Uğur Pişmanlık

Devamını okumak için tıklayınız.

Yazar: Editor