2013-09-05 09:54:03
üzülmek üzerine

Taraf / tar Yazısına Dair

Önceki yazıda Başkan’a bir linç girişimine dair görüşlerimi belirtmiştim. Genelde bir tribün eleştirisiydi. Özelde de kimi noktalarda grubu, Turbeyler’i ilgilendiren eleştiriler vardı. Tabi ki her eleştirinin doğal bir karşılığı vardır. Yaklaşımıma ilişkin kimi “kaygılar” oldu gruptaki arkadaşlarım tarafından. Üzüldüler neticede. 

Yazdıklarıma dair bir fikir değişikliği içinde değilim bu satırları yazarken. Ve fakat… Sanırım bir iki noktaya değinmekte fayda var bu esnada.

Lafı uzatmak istemiyorum. Bir cevap yazısı nasıl olsa gelecek ve onu da burada yayımlayacağız. İşin hakkaniyeti bunu gerektirir.

Bir:

“O tezahürat” konusunda eleştirime devam ediyorum. Ediyorum da bu sadece beni bağlar aslında. Tamamen kendi bakış açımla ilgili bir şey. Onu söylerken eğlenen taraftarları da görüyorum. Grubun o konuda bana veya bir başkasına açıklama yapmak ya da hesap vermek gibi bir derdi olmamalı. Olmasın zaten. Neticede,  benimki nesnel bir eleştiri değildi. (Süreçte adeta hükümet politikalarını destekler gibi, lafım ağır kaçmış olabilir, evet. Ama bir algıyı da vurgulamak istedim. Tamam, Netameli konular bunlar bu aralar, uzatmayayım.)

İki:

Ben, Bayram Akgül protestosuna bu süreçte bir linç olarak baktım. Arkadaşlarımın kendi yaklaşımı bambaşka bir noktada: “Bu, neden sonuç ilişkisi içinde bir tepkiydi ve bunun transfer veya sportif başarısızlık ile herhangisi bir ilgisi yoktur.” gibi… Belirttikleri noktalardaki eleştirileri yıllardır süregelen bir sorunun kendisiydi. Haklılıklarının tribün dışında dile getirilmesi yönünde fikrim.

Üç:

Derken, yazımın arka planındaki kimi kaygılarımın en azından orada yersiz olduğunu anladım.

Dört:

“Gezi” süreci bir örnek, karşılaştırmaydı o yazıda. Bir abluka esnasında 1 Haziran tavrını bir de tribünde beklemem koşullar ötesi bir şey zaten. Bu manada kendim dâhil, kimselerin hayatının kararmasını istemem elbet… 

Beş:

Üzmüştüm genç arkadaşlarımı sonuçta. Hallolur. Derken, yahu, Turbeyler açısından bakınca, kaş yapayım derken göz mü çıkardım acaba, sorusunu da cevaplamaya çalıştım bir gece vakti.

Belki de hepimizin kendine sorması gereken bir sorudur bu, tepeden tırnağa: Biz Adanasporlular, Başkan veya taraftar, Kaş yapayım derken göz mü çıkarıyoruz? 

Bir de, konuşup diyalog kurmak isteyen pırıl pırıl ve idealist arkadaşlar hepsi. Başkanın da bu anlamda bir adım atıp gruptaki gençlerle konuşup meseleyi aydınlatması gerekmektedir, yüz yüze, tribünlere gerek kalmadan, hepimiz için daha iyi olur böyle bir hamle.

(Sonuç olarak, son derece kişisel bir yaklaşımdı benimki. Hala da öyle. Bu manada görüşlerimi değiştirmiş değilim. Ama amacını aşan laflar olduysa arada onları da izah etmeliydi işte...)

Ama hem Orduspor hem de Manisaspor maçlarını küfürsüz bir biçimde ve yoğun bir destekle tamamlayan üstelik Manisa maçında o yenilgiye rağmen takımı tribüne çağırma olgunluğunu gösteren Turbeyler’e külli bir haksızlık yapmak, onları incitmek gibi bir şey olmaz.

Neyse,

Arkadaşlar cevap haklarını kullanacaklar. Biz de yayımlayacağız.

Eleştireceğiz, eleştirileceğiz. Olacak öyle şeyler.

Yazar: Editor