2017-03-14 14:30:25
vatandaş bu işe razı değil 2

Gündem, referandum.

Bizim, Evet, diyenlere hürmet ettiğimiz, ama Evet demeyenlerin adeta vatan haini ilan edildiği, Hayır dedikleri için saldırılara uğradıkları bir dönem...

Peki, Hayır diyenler, niye ve neye hayır diyor.

Maddeler üzerinden incelemeye devam edelim..

Gelelim Madde 104e; Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin birliğini temsil eder, yerine Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Devlet Başkanı sıfatı ile Türkiye Cumhuriyetinin ve Türk Milletinin birliğini temsil eder, gelmiştir. Ve bununla da düzenlemenin, yumuşatılarak söylenen Yeni Cumhurbaşkanlığı Sistemi değil de Başkanlık Sistemi olduğu görülüyor.

Madde 159da; Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulundaki, Yüksek ibaresi kaldırılmış ve 22si asıl ve 12si yedek olan üye sayısı, 13e düşürülmüştür. Ve bu üyelerin tamamı doğrudan veya dolaylı olarak Cumhurbaşkanı tarafından seçilecektir.

Bu madde ile ilgilianayasadegisikligi.barobirlik.org.tr deki değerlendirmeyi paylaşıyoruz:

DEĞERLENDİRME: Açıkça belirtmek gerekmektedir ki bu öneri, Anayasanın 9. maddesinde tanımlanan… bağımsız ve tarafsız yargı hedefiyle taban tabana zıt bir düzenlemedir. 

Gerçekten, önerilen değişiklik kapsamında, teklifin ilk halinde 12 üyeden oluşan Kurulun 5 üyesinin doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atanması öngörülmüştü.

Adalet Bakanının da Cumhurbaşkanı tarafından belirlendiği düşünüldüğünde, bu sayı 6ya çıkıyordu. 

Anayasa Komisyonunda yapılan değişiklikle, Hâkimler Savcılar Kurulunun üye sayısı 13 e çıkarılmıştır.

Sonuç olarak, Kurula Adalet Bakanının katılamadığı hallerde katılması öngörülen Adalet Bakanlığı Müsteşarı, kurulun doğal üyesi haline getirilmiştir.

Cumhurbaşkanının üst düzey kamu yöneticilerini ve dolayısıyla Adalet Bakanlığı Müsteşarını da Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle atayacağı düşünüldüğünde, Kurulun toplam 13 üyesinin 7si bizzat Cumhurbaşkanı tarafından belirlenmiş olacaktır. 

Üstelik burada unutulmaması gereken şey; bu atamaları yapan kişinin sıfatı Cumhurbaşkanı olmasına karşılık, önerilen değişiklik uyarınca bu kişinin aynı zamanda İktidar Partisi Genel Başkanı olmasının kuvvetle muhtemel olduğudur.

Nitekim teklife göre Kurulun kalan 5 üyesi de Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından atanacak olup; Cumhurbaşkanının genel başkanı olduğu siyasî partinin çoğunlukta olacağı bir Meclis kompozisyonundan hangi eğilimdeki üyelerin geleceğini öngörmek güç değildir.

Sonuç olarak, bu öneri kapsamında Ülkenin en yüksek yargısal atama kurulunun üyeleri, neredeyse tümüyle İktidar Partisi Genel Başkanı tarafından belirlenmiş ve atanmış olacaktır. 

Bu noktada Siyasî Partiler Kanununun parti genel başkanına tanıdığı geniş yetkiler neticesinde, Türkiyede uzun süreden beri şikâyet konusu olan lider sultası olgusunun da hatırda tutulması gerekmektedir.

Zira bu olgunun da etkisiyle, Hâkimler Savcılar (Yüksek) Kurulunun (ve Anayasa Mahkemesinin) neredeyse tüm üyelerinin fiilen bir tek seçici tarafından şekillendirilmesi söz konusu olacaktır.

Bu durum karşısında, Hâkimler ve Savcılar (Yüksek) Kurulunun Anayasada yer alan bir Kurul olmasının da, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı açısından herhangi bir güvence teşkil etmeyeceği açıktır.

Yani, vatandaş bu işe razı değildir.

Devam Edecek

Vatandaş Rıza

Yazar: Editor