2014-12-07 14:37:17
yeni bir kaos mu yoksa yeni türkiye mi

Evet, Bayram Akgül bıraktığını açıkladı.

Bunun dönüşü olacağını zannetmiyorum, bence dönmesin de. Bitmiştir! Bunu “ama” demeden söylüyorum. Birazdan nasıl olsa o “ama”yı nasıl olsa kullanacağım.

Başkanlığı boyunca Bayram Akgül’ün taraftara göre hataları nelerdi?

1.Transfer politikaları hep hata doluydu.

2.Taraftarla ilişkisi de bir noktada hatalıydı.

3.Adana yerel basınına mesafeli durdu. Daha sonra bir iletişim oldu fakat geç kalmış fena yıpratılmıştı, zira tribüne nifak tohumları iyice serpilmişti.

4.Takımın şehirde özellikle genç taraftar üzerinden örgütlenebilmesi aşamalarında yeterince görünmedi. İyi zamanlarımızda örneğin okul etkinlikleri oldu, daha sonrasını bir grup taraftar yaptı. Sonra o da kesildi, çünkü iç savaş hali başlar olmuştu.

5.Daha katılımcı bir yönetim oluşturabilirdi.

İlk maddeye geleceğim; bu konu en tepkili olduğum noktaydı. Adanaspor sıradan bir takım değildir ve sıradan transferlerle oyalanamazdı. Bu ucuzcu politikanın bedelini hep ödedik aslında yaşadığımız sorunların ana kaynağı da budur, kötü transfer politikası… Buna bağlı olarak ikinci noktaya değinebilirim şimdi; (hadi, tenzih ederek yazayım bu cümleleri) 5.sezondan itibaren kulübü ele geçirebilmek için açıkça Bayram Akgül’ün üzerine oynandı. Sezonun ilk haftalarından itibaren, ilk devrenin ortalarında, organize bir şekilde gerek futbolcular üzerinden gerekse hocalar üzerinden Bayram Akgül’e ciddi bir karşı -adeta profesyonelce- propaganda yürütüldü ve bu olay tribünde karşılık buldu. Kimi yerel basın bunu daha sonra itiraf etti. Bayram Akgül tüm o hamleleri yalnızca bir şekilde bertaraf edebilirdi; iyi transferle! Bunun başka yolu yoktu, Bayram Akgül bir o yolu denemedi ve sorunların büyümesine engel olamadı. Olamazdı da, çünkü her tribün iyi gün dostudur, kötü günde olmadık laflar edilir, unuttuğunu zannettiğin defterler açılır; geçenlerde biri hala Ersan’ın transferinden gelen para ne oldu, diyordu. Derler! Peki, durumu toparlamak için bir şeyler yapabilir miydi? Yapabilirdi. Yaptı mı? Evet yaptı. Oradaydım, hepimiz oradaydık, önceki grup liderinin yerine şimdiki grup liderini getirdi. Düzeldi mi işler? Sonrasında yine düzelmedi. En son bir hamle yaptı mı yine düzelmesi için? Evet yaptı. Karşılık buldu mu? Hayır bulmadı. Anlaşılan ittifaklar yine değişmişti artık.

Utanç verici bir süreç yaşandı; ithamlar, etiketlemeler, suçlamalar, tehditler…

Kasımpaşa ile şampiyonluk maçı oynadığımız sezonun ilk yarısı takımın tribünden nasıl sabote edildiği unutulmasın, geçen sezon daha sezonun 20. dakikasında -sezonun 20. dakikası diyorum evet- takımın yine sabote edildiği unutulmasın.

Bayram Akgül elbette hatalıydı ama (işte o “ama” geldi) onu eleştirenler, muhalif muhatapları da en az onun kadar hatalıydı ve ona karşı hiç de samimi olmadılar hep bel altı vurdular. Destekleyeceğiz dediklerinde bile köstek oldular, takımın hep tökezlemesini beklediler bu fırsatı hep kolladılar, arada kaygılandılar. Tabi ki eleştirisiz destekten bahsetmiyorum. İnternet üzerinden hazin muhalefete devam ettiler, oysa desteğin bir tek mekânı yoktur. Tek adamı yıkmak isteyenler ise trajikomik bir şekilde kendilerine bir başka tek adam yarattılar. Başka bir yandan eleştiri süreci hakaret ve itham süreci olarak da devam etti; ne maç satması kaldı ne de iddia oynaması, meseleyi ailesine-işine kadar vardırdılar. Bayram Akgül’ü destekleyenler de ithamlardan payını aldı; para alıyor, dendi,kibarca yazıyorum- adamı dendi; ayıp şeyler, şu soruları düşünmek zorunda kalmak da ayıp hepimiz adına: Peki karşı olanlar kimin veya kimlerin adamlığını yapıyordu kimlerden para alıyordu, bu pek sorgulanmadı; acaba bunca sert muhalefet hangi hesap içindi, tribünde kimin adına tetikçilik yapıldı karşı olarak bu da sorulabilir şimdi; olası taliplerde bunun bir cevabı çıkar belki.

Tüm bunlar olurken Bayram Akgül yine hatalar yaptı; örneğin Ekrem Al’ın geçen sezon takımın başına getirilmesi büyük bir hataydı. Sonrasında Ercan Albay’a görev verilmesi hataların en büyüğüydü, bunu tarif edecek bir kelime bulamıyorum. Ondan sonra Levent Eriş’in takıma dönmesi de hataydı; kör topal tamamladık sezonu; şimdiki sezonda yine hata yaptı. Madem kredisi bitmiş bir hoca ile devam edecekti o zaman eski adıyla Ankaraspor’un kurduğuna yakın bir kadro kuracaktı. Fantastik geliyor değil mi? Ötesinde Bayram Akgül’ün tutunma şansı yoktu. İki hafta önce o istifayı kabul etmemesi de hataydı. İstifasını kabul etmediğin bir hocanın istifasını iki hafta sonra istemek âlemin raconuyla söyleyeyim; delikanlılığa sığmazdı, doğrusunu yaptı ve birlikte gitti.

Bayram Akgül dönmesin. O iş bitmiştir artık. Belki çoktan gitmiş olması gerekiyordu, 5 sezon önce filan. Bu ayrı konu; mesele ona karşı yürütülen kirli savaştı, iyi bir mücadele olmadı hiç. İşin üzücü yanı budur. Yeni gelecek kişiler bunu hep düşünsünler, nelerle karşılaşabileceklerini bilsinler de gelsinler.

Sevinenler çok, üzülenler de var. Oysa ben kimi politikalarında -özellikle transfer politikasında- dönüşmesini isterdim. Bu sayfada çok yazdık çok eleştirdik, dilimizin döndüğünce uyarmıştık. Üzüntümün temel yanı gitmesi değil, gidiş sürecindeki olaylardır, yukarıda anlattım yeterince. Ekonomik planda ve sairede en sorunsuz kulüp olarak görünürken şimdi en dertli kulüp biziz, dalga geçmeye başladılar bile.

Şapkayı önüne koyup özeleştiri yapanlar olacak mı, bilmem? A’dan Z’ye… Herkeste ve her konuda özeleştiri! Değilse bu halimizle kulübün başına yeni bir isim bulmakta zorlanırız.

Bayram Akgül netice itibariyle yenilmiş midir? Evet, yenilmiştir. Ona inanıp da destekleyenler yenilmiş midir? Evet, yenilmiştir. Kazanan var mı? Kazanan varsa bile ona tarihte Pirus Zaferi denir.

Ve futbolda yenilmen önemlidir, aslolan kime yenildiğindir. Bu daha önemlidir.

En nihayetinde şu neticede, kimse masum değil!

Budur!

Yazar: Editor