Altay’la Yine Berabere
Son yılların en büyük doluluğu yaşandı 5 Ocak’ta… Gerçi bekliyorduk bu kalabalığı. Ama yoğun bir tezahürat desteğine bir türlü dönüşemiyor o sayının gücü… Bunda takımın genel hali de etkili oluyor mu, diye sormak gerekir. Bence evet! Bir türlü uzun bir zaman dilimine yayamıyoruz sahadaki etkinliğimizi. Sebep elbette kadro darlığı... Devre arasına kadar ne kadar puan alırsak kardır. Sonrası başkanımıza ve hocamıza kalmıştır. Hal böyle olunca da taraftarın coşkusu da sıcakla buharlaşıp gidiyor. Neyse ki Turbeylerde durum iyi…
Bence de yenilebilirdik bile. Ama acı olan, belki çok da sıkıntıya girmeden kazanabileceğimiz maçı enteresan noktalara kendi elimizle getirmemiz. Neyse, düzelir umarım.
Ve fakat, hala Onur Demirtaş ile Anıl’da bu kadar ısrar ediyorsa hem önceki hoca hem Kemal hoca, ben bu konuda artık tek kelime bile etmek istemiyorum. Oysa o Metin Tuğlu hem Onur’un hem de Anıl’ın yerinde, aynı anda o iki mevkide oynadığını farz etsek bile, onların toplamlarından çok daha fazla iş yapar. Ama… Onur’a tanınan şans genç çocuklardan birine tanınsaydı inanın bir futbolcu kazanmıştı Adanaspor. Bunları bir beraberlik üzerine yazmıyorum, günah keçisi de aramıyorum, fakat bir ıstırap yaşıyorsak sahada ve tribünde bunun sebeplerini görmezden de gelemeyiz, diyorum.
Son sözüm adını burada anmak bile istemediğim hakeme. Yazık! Bu kadar basiretsiz bir hakemin sahalarda düdük çalması ayıptır. Eğer bir tatsızlık yaşandıysa bu maçta tribünde ve sahada tek sorumlusu o hakemdir. Orada bir ceza söz konusu olacaksa ilk cezayı alması gereken de o hakemdir.
Sonuç?
Sabır! Bu yazının mesajı da budur!
Not: Fotoğrafları bilgisayara yüklemede bazı sorunlar söz konusu, çözersek meseleyi fotoları yükleyeceğiz, yoksa bu hafta affınıza sığınacağız…

Hiçbir kabilenin, değil yabancılara, birbirlerine bile yurtlarını satmaya hakkı yoktur.




























