2010-06-01 10:51:58
yönetemeyen yönetilir

İsrail İle Dış Ticaret Hacmi

Genellemeli yargılara itibar etmem. İngilizler şöyle, Fransızlar böyle, Ruslar… Halklar her yerde benzer özellikler gösterirler. Geçim dertleri vardır, sağlık sorunları, eğitim ihtiyaçları… Her yerde futbola düşkünlük vardır, herkesin çeşitli tutkuları, zaafları vardır. Genelleme fenadır… Bir de aslında o sevmediğimiz ülkelerin yöneticileri fenadır. Her türlü kötülük onlardan çıkar.

Lafı Kaddafi’ye bağlayacağım. Bildiğiniz gibi onlarca yıl Osmanlının egemenliğinde yaşadı Libya. Sonra sömürge oldu, sonra Kaddafi geldi. Hiç hazzetmediğim liderlerdendir. Saddam olamayacak kadar korkak, ama bir o kadar kurnaz bir diktatör. Ayrıntıya gerek yok, arzu ettiğimiz bilgilere her yerden ulaşabiliriz.

İlk furya Almanya’yaydı. Binlerce işçi dayanmıştı Almanya kapılarına. Sonra başka Avrupa ülkeleri… Sonra o beceriksiz yöneticilerimizin şu güzelim ülkeyi bir türlü yönetememelerinden dolayı en son Arap ülkeleri oldu yoksul insanların ekmek umudu.

Bunlardan biri de Libya’ydı. Düşünün, insanlarımız çalışmak için Libya’ya bile gitmek zorunda kaldı. İşte o sırada Kaddafi şöyle der halkına (Bunu vaktiyle Libya’da çalışmak zorunda kalanlar gayet iyi bilir.): “Alın size Osmanlının torunlarını köle olarak getirdim.” Sonra hatırlarsınız Erbakan’ı da çadırında nasıl “ağırlamıştı(!)”…

Meselemiz budur. Bir ulusun haysiyetinden o ulusu yönetenler sorumludur temelde. Bizim de elbette sorumluluklarımız vardır vatandaş olarak. Fakat yapabileceklerimiz de sonuçta kendi hayatımız çerçevesindedir. Dememiz, Kaddafi’nin o lafından bu ülkeyi o cümlenin kurulduğu ana kadar yönetenler sorumludur. Evet, devletlerin de onuru vardır.

Buna göre değerlendirilirler zaten uluslar arası arenada. Kıymetine ve ağırlığına göre muamele görürler. Hatırladım da, 90’ların başında T. Özal 1.Körfez Savaşı sırasında o onuru ayaklar altına almıştı askerlerimizi Amerikalı komutanın emrine amade ederek.

İzzeti nefsi olmayan dış politika “mağdur kahraman” ilan edilen o Menderes’i de içerir. Askeri Kore topraklarında Amerika’nın yemi yaparak, ülkeyi Amerika’ya peşkeş çekerek...

Ruhi Su, El Kapıları adlı türküsünde aslında çok güzel özetler gerilediğimiz mevzuu bahis mevziiyi: Sığmazken atalarım düne yarına düşmüşüm ben düşmüşüm el kapılarına.

Şu İsrail meselesini böyle değerlendirmek gerekir ki önceki iki yazımızda da durduğumuz yer orasıydı, bir devletin kudreti ve haysiyeti... onu idare edemeyen acizdir... yönetilir...

Not: Türk-İsrail dış ticaret hacmi 2.6 milyar dolarmış. Benim o ticaretin içinde kuruş beklentim yok. Beklentisi olan düşünsün. “Van münit ama”…

Yazar: Editor